<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!-- generator="wordpress/2.3.1" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık Konuları</title>
	<link>http://www.gmofreemaui.com</link>
	<description>Cinsellik, sağlık, tedavisi,  belirtileri, hastalıklar, tedavi, estetik, kadın, saglık, sağlık bilgileri, sağlık sitesi, sağlık haberleri, zayıflama, diyet, kalp, kas, kan, sağlıklı yaşam, sağlık bilgileri, sağlık ödevleri, genel sağlık sitesi</description>
	<pubDate>Sat, 15 Dec 2007 14:21:58 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.3.1</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Göze Yabancı Cisim Kaçması</title>
		<link>http://www.gmofreemaui.com/goze-yabanci-cisim-kacmasi.html</link>
		<comments>http://www.gmofreemaui.com/goze-yabanci-cisim-kacmasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 15 Dec 2007 14:21:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Göze Yabancı Cisim Kaçması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gmofreemaui.com/?p=21</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklarda ve işçilerde sıkça rastlanabilir. Açık havada oynayan çocuklarda bitki parçaları ya da toprak taneleri, metal kesimi, düzeltilmesi, sıva işinde çalışan işçilerde ise metal ve sıva parçacıkları göze kaçar.
Gözde yanma, batma, sulanma, kaşıntı ve ovmaya bağlı kızarıklık görülür. Hatalı müdahaleler göze zarar verir ve yabancı cismin çıkarılması da güçleşir. İlkyardımcı, kişinin gözlerini ovmasını önlemeli bol [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklarda ve işçilerde sıkça rastlanabilir. Açık havada oynayan çocuklarda bitki parçaları ya da toprak taneleri, metal kesimi, düzeltilmesi, sıva işinde çalışan işçilerde ise metal ve sıva parçacıkları göze kaçar.</p>
<p>Gözde yanma, batma, sulanma, kaşıntı ve ovmaya bağlı kızarıklık görülür. Hatalı müdahaleler göze zarar verir ve yabancı cismin çıkarılması da güçleşir. İlkyardımcı, kişinin gözlerini ovmasını önlemeli bol suyla yıkandıktan sonra gözlerini kapattırıp cismin gözyaşı ile çıkmasını beklemelidir. Bu olmuyor ve cisim gözle görülebiliyorsa temiz bir bez parçasının kenarı ile alınabilir. Çıkartma işleminden pamuk kullanılmaz. Yabancı cisim yine çıkmıyorsa kişi nakledilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gmofreemaui.com/goze-yabanci-cisim-kacmasi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kalp Pilinin Takılışı</title>
		<link>http://www.gmofreemaui.com/kalp-pilinin-takilisi.html</link>
		<comments>http://www.gmofreemaui.com/kalp-pilinin-takilisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 15 Dec 2007 14:21:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kalp Krizi Tanımı VE Nedenleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gmofreemaui.com/?p=20</guid>
		<description><![CDATA[
Kalp pilleri (pacemaker), kalbin ritmini oluşturan ve düzenleyen elektronik cihazlardır. İlk çıkış amacı kalbin yavaş atması sonucu gelişen rahatsızlıkları tedavi amacını taşırken son yıllarda ritim bozukluklarında (antitakikardik pacemaker’ler ve takılabilir kardiyoverter-defibrilatör piller -ICD-) ve kalp yetmezliğinde de kullanılmaya başlanmıştır (biventriküler pacemaker’ler). 
Kalıcı kalp pilini gerektiren durumları inceleyelim:


Sinüs düğümü hastalığı:


Hasta sinüs sendromu olarak da adlandırılır. Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!----></p>
<p style="margin-top: 6px; margin-bottom: 6px"><font face="Arial" size="2">Kalp pilleri (pacemaker), kalbin ritmini oluşturan ve düzenleyen elektronik cihazlardır. İlk çıkış amacı kalbin yavaş atması sonucu gelişen rahatsızlıkları tedavi amacını taşırken son yıllarda ritim bozukluklarında (antitakikardik pacemaker’ler ve takılabilir kardiyoverter-defibrilatör piller -ICD-) ve kalp yetmezliğinde de kullanılmaya başlanmıştır (biventriküler pacemaker’ler). </font></p>
<p style="margin-top: 6px; margin-bottom: 6px"><strong><font face="Arial" size="2">Kalıcı kalp pilini gerektiren durumları inceleyelim:</font></strong></p>
<ul>
<li>
<p style="margin-top: 6px; margin-bottom: 6px"><strong><font face="Arial" size="2">Sinüs düğümü hastalığı:</font></strong></p>
</li>
</ul>
<p style="margin-top: 6px; margin-bottom: 6px"><font face="Arial" size="2">Hasta sinüs sendromu olarak da adlandırılır. Bu durum, kalbin normal uyarı oluşturan hücreleri (sinoatrial düğüm veya sinüs düğümü) görevini yeteri kadar iyi yapamadığı zaman ortaya çıkar. Kalp hızında çoğunlukla yavaşlama bulunur. Çeşitli aritmiler ve bu arada hızlı ritimler de (takikardi) olabilir. Hastalarda efor ile yeteri kadar kalp hızı yükselmez. Kalıcı kalp pili uygulamasının önde gelen nedenidir.</font></p>
<p style="margin-top: 6px; margin-bottom: 6px"><img src="http://www.ahmetalpman.com/images/konular/hss.jpg" border="0" height="162" width="430" /></p>
<p style="margin-top: 6px; margin-bottom: 6px"><em><font face="Arial">Hasta sinüs sendromunda EKG. Bu sendromda zaman zaman <span id="more-532"></span>yukarıda görüldüğü gibi kalp ritminde duraklamalar veya bazen de kalp hızında yavaşlamalar görülür. Bu dönemlerde hastalarda bayılma, bayılacakmış gibi olma, halsizlik, yorgunluk gibi şikayetler olur. Bu şikayetlerin olduğu hastalarda kalıcı pil takılarak yavaşlamış kalp hızı normale döndürülür. </font></em></p>
<p style="margin-top: 6px; margin-bottom: 6px"><font face="Arial" size="2">Eğer kalp hızı dakikada 40’ın altına düşmüş ve belirti ve şikayetler açık bir şekilde bradikardiye bağlanıyorsa kalp pili hemen daima önerilir. Eğer kalp hızı dakikada 40’ın üzerindeyse ve zaman zaman bradikardiye işaret eden şikayet ve belirtiler varsa da kalp pili önerilebilir. Anormal olarak yavaş kalp ritimleri olsa bile şikayeti olmayan hastalar genellikle kalp pili adayı değildirler</font></p>
<ul>
<li>
<p style="margin-top: 6px; margin-bottom: 6px"><strong><font face="Arial" size="2">Kalp blokları:</font></strong></p>
</li>
</ul>
<p style="margin-top: 6px; margin-bottom: 6px"><font face="Arial" size="2">Kalp pili uygulamalarının ikinci en sık nedenidir. Kalp blokları, kalpte iletim sisteminin her kademesinde olabilirse de en çok probleme, atrioventriküler düğüme ait olan atrioventriküler (AV) bloklar neden olur. AV bloklar, birinci, ikinci ve üçüncü derece olmak üzere 3 tiptir. En ağır şekli 3. derece olandır. Buna <em>AV tam blok </em>da denir. Bu blok şeklinde sinüs düğümünden çıkan uyarılar AV düğümden aşağı geçemez, ve böylece ventriküllerin kasılması için uyarı aşağı inemez. Eğer AV düğümün ilerisinden başka bir noktadan yeni uyarı çıkışı olmaz ise bu durum hayatla bağdaşmaz. Böyle bir durumda çoğunlukla vücudun hayatta kalma mekanizmaları devreye girer ve bloğun ilerisinde bir odak, uyarı çıkarma görevini üstlenir. Ancak çıkan bu uyarılar, sinüs düğümünden çıkanlara göre az sayıdadır ve insanın yaşamını normal olarak devam ettirmesi için yeterli değildir. Bu durumda kalp pili takılarak uygun kalp hızı sağlanır. </font></p>
<p style="margin-top: 6px; margin-bottom: 6px"><font face="Arial" size="2">Sık görülen AV blok nedenleri içinde; kalp krizi, iletim sisteminin dejeneratif hastalığı, ilaçlar, ameliyat veya ablasyon komplikasyonları sayılabilir.</font></p>
<ul>
<li>
<p style="margin-top: 6px; margin-bottom: 6px"><strong><font face="Arial" size="2">Karotis sinüs aşırı duyarlılığı (hipersensitivitesi):</font></strong></p>
</li>
</ul>
<p style="margin-top: 6px; margin-bottom: 6px"><font face="Arial" size="2">Boyunda beyine giden atardamarın (karotis arter) 2′ye ayrıldığı yere karotis sinüs denir. Bu bölge, vücutta kan basıncının ayarlandığı yerlerden biridir. Kan basıncı yükseldiği zaman burada bulunan basınca duyarlı hücreler (baroreseptörler), beyindeki basınç merkezi ile haberleşerek atardamarların etrafındaki düz kasları gevşetir ve böylece atardamarlar biraz genişleyerek yükselmiş olan kan basıncını düşürmeye çalışır. Ancak bazen bu hücrelerde aşırı duyarlılık gelişir. Bu durumda boyun bölgesine olan temas veya hafif basınçlarda (dar yakalı gömlek giymek, boyun hareketleri, tıraş olurken bu bölgeye temas vb) bu hücreler yanlış olarak kan basıncı yükseldi zanneder ve kan basıncı ve bazen de ek olarak kalp hızı düşürülür. </font></p>
<p style="margin-top: 6px; margin-bottom: 6px"><strong><font face="Arial" size="2">Kalp Pillerinin Yapısı:</font></strong></p>
<p style="margin-top: 6px; margin-bottom: 6px"><font face="Arial" size="2">Genel olarak, bir kalp pili 2 bölümden oluşur:</font></p>
<ol>
<li>
<p style="margin-top: 6px; margin-bottom: 6px"><font face="Arial" size="2">Elektrik uyarılarının oluşturulduğu ve pilin beyni olan kısım: Jeneratör</font></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 6px; margin-bottom: 6px"><font face="Arial" size="2">Elektrik uyarılarını kalpte uyarının gideceği yere kadar ileten tel (veya kablo) kısım: Elektrod</font></p>
</li>
</ol>
<p style="margin-top: 6px; margin-bottom: 6px"><img src="http://www.ahmetalpman.com/images/konular/pacemakerparca.gif" border="0" height="129" width="261" /></p>
<p style="margin-top: 6px; margin-bottom: 6px"><em><font face="Arial">Bir kalp pili 2 ana parçadan oluşur. Jeneratör ve elektrod. Jeneratör ise batarya, elektronik aksam ve bunları kapatan metal bir koruyucudan oluşur.</font></em></p>
<p style="margin-top: 6px; margin-bottom: 6px"><font face="Arial" size="2">Jeneratör yaklaşık olarak 5-6 cm genişliğinde ve 90-100 gr ağırlığında küçük bir kutudur. Hatta Bazı jeneratörler daha küçük olabilir (2.5 cm çapında ve 40-50 gr ağırlığında). Elektrik üreten bu kısım batarya ile çalışır ve çoğu 5-10 yıl giden lityum bataryalar kullanır. Batarya bittiğinde, bütün jeneratör yenisiyle değiştirilir. Jeneratör yavaşlayan kalp atışlarını düzelten elektriksel uyarılarının oluşturulmasından sorumludur. </font></p>
<p style="margin-top: 6px; margin-bottom: 6px"><font face="Arial" size="2">Kalbin normal çalışması da minik elektrik akımları ile olduğundan, jeneratörün ürettiği elektrik akımı elektrod ile kalbe (çoğunlukla sağ ventriküle) taşınır ve kalbin uyarılmasını dolayısı ile kasılmasını sağlarlar. Jeneratöre iliştirilmiş bir veya daha fazla elektrod, genellikle platinden yapılmış olup, silikon veya poliüretan kaplama ile izole edilmiştir. Teller, jeneratörden çıkan elektriksel uyarıları taşırlar. Her bir telin ucunda metal bir kısım vardır. Böylelikle, elektriksel uyarılar, jeneratörle oluşturulur ve elektrodlarla kalp ile teması sağlanır. </font></p>
<p style="margin-top: 6px; margin-bottom: 6px"><font face="Arial" size="2">1960′larda kalp pillerinin ilk kullanılmaya başlanmasından sonra uzun bir zaman kalp pillerinin tek formu tek odacıklı kalp pili idi (tek kablolu veya basit kalp pili olarak da adlandırılır). Tek odacıklı kalp pilinde elektrod, sağ atriyum veya sağ ventrikülden herhangi birine bağlanabilir ve kalbin yalnızca bir odacığını uyarır.</font></p>
<p style="margin-top: 6px; margin-bottom: 6px"><img src="http://www.ahmetalpman.com/images/konular/pmtek.gif" border="0" height="270" width="318" /></p>
<p style="margin-top: 6px; margin-bottom: 6px"><font face="Arial" size="2">1990′ların başlarında ise iki odacıklı (iki elektrodlu) kalp pillerinin kullanımları daha yaygın hale gelmiştir. İki odacıklı model, Her iki odacığı uyaracak şekilde, sağ atriyuma ve sağ ventrikülün her ikisine de ayrı ayrı elektrod gönderir. İki odacıklı model, doktorlar tarafından da sıklıkla tercih edilen, kalbin doğal çalışmasına daha çok benzeyen, atriyum ve ventriküllerin senkronize kasılmasını sağlayacak şekilde çalışır.</font></p>
<p style="margin-top: 6px; margin-bottom: 6px"><font face="Arial" size="2">Buna karşılık tek odacıklı kalp pillerinin daha kompleks modellerden yaklaşık 6 ay daha uzun sürdüğü tespit edilmiştir. Ayrıca daha ucuzdurlar ve yerleştirilmeleri ve takipleri daha kolaydır.</font></p>
<p style="margin-top: 6px; margin-bottom: 6px"><font face="Arial" size="2">Daha yeni olan iki odacıklı kalp pillerinin tek odacıklı olanlardan daha iyi olduklarına dair tartışmalar sürmesine rağmen, çoğu uzman iki odacıklı kalp pillerini çoğu hastasına (kronik atriyal fibrilasyonlu olanlar hariç) tercih etmektedir.</font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gmofreemaui.com/kalp-pilinin-takilisi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kırışıklıklara Karşı Vitamin Tedavisi</title>
		<link>http://www.gmofreemaui.com/kirisikliklara-karsi-vitamin-tedavisi.html</link>
		<comments>http://www.gmofreemaui.com/kirisikliklara-karsi-vitamin-tedavisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 15 Dec 2007 14:18:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kırışıklığa Karşı Vitamin Tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gmofreemaui.com/?p=19</guid>
		<description><![CDATA[Bazı çalışmalar, C vitamininin, vücudumuzdaki bağ doku denilen koruyucu doku katmanının korunmasında anahtar rolü oynadığını ortaya çıkardı.
Edinilen bilgiye göre, günlük yaşantıda taze sebze ve meyve yiyenler yeterince C vitamini alıyor. Suda eriyebilenler gurubundan olan bu vitaminler asit yapıda olduğu için sindirim kanalından kana, vücudun emme mekanizmasının izin verdiği ölçüde geçiyor ve vücudun her noktasına taşınıyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bazı çalışmalar, C vitamininin, vücudumuzdaki bağ doku denilen koruyucu doku katmanının korunmasında anahtar rolü oynadığını ortaya çıkardı.</p>
<p><strong>Edinilen bilgiye göre,</strong> günlük yaşantıda taze sebze ve meyve yiyenler yeterince C vitamini alıyor. Suda eriyebilenler gurubundan olan bu vitaminler asit yapıda olduğu için sindirim kanalından kana, vücudun emme mekanizmasının izin verdiği ölçüde geçiyor ve vücudun her noktasına taşınıyor. Hücreler ihtiyaçları kadar C vitaminini kandan alıyorlar ve fazla alınmış miktar ise vücuttan idrar yolu ile atılıyor. Sıklıkla yenilen taze sebze ve meyvelarin C vitamini için iyi bir kaynak olduğunu belirten uzmanlar, günlük erişkin bir kişi için önerilen C vitamini dozunun 300 ile 500 miligram arasında olduğunu ifade ediyor. Sigara kullanan kişilerin C vitaminine olan ihtiyacının daha yüksek olduğunun altını çizen uzmanlar, “Fazla miktarda alınan C vitamini idrar yolu ile atılır yani kişiye bir zarar vermez. Ancak çok yüksek dozda alınan C vitamini, atılımı sırasında idrarda, kum veya taş oluşumuna neden olabilir” uyarısı yaptılar. Erişkinler için önerilen minimum C vitamini dozunun, vücutta C vitamini eksikliği oluşmaması için gereken doz olduğunu vurgulayan uzmanlar, bu dozların kırışıklar üzerine bir etki sağlamayacağını belirtiyorlar.</p>
<p>C vitamininin güneş ışınları ve taşıdığı ultrviyole ışınlarının cilt üzerindeki olumsuz etkilerine karşı olumlu etki yaptığını söyleyen uzmanlar, şunları kaydetti:<br />
“Özellikle güneş ışınlarının taşıdığı ultrviyole ışınlarının cilt üzerindeki olumsuz etkileri düşünüldüğünde, hücre içi metabolizma bozulur, Daha az kan taşınır, ter ve yağ bezlerinin fonksiyonları bozulur, Kollagen yapımı azalır, var olan kollagen lifleri kalınlaşır, damarların duvarlarındaki kollagen lifler özelliklerini kaybeder. Genç ciltlerde daha çok kan akımı ve damarsal oluşumlar varken, yaşlılıkta azalan kan akımı ve daha çok ultraviyoleye tabii kalmış yıpranmış, daha çok serbest radikallerin oluştuğu cilde, daha çok C vitamin gereklidir. Cilde, yüksek dozda C vitamini içeren kremlerin <span id="more-278"></span>uygulanması ile bazı olumlu gelişmelerin yaşandığı belirtiliyor. Özellikle sunblock (tam UV kesen kozmetikler) ile birlikte C vitamini uygulamasının serbest radikallerin oluşumunu azalttığı ve kırışıkların oluşumlarını engellediği savunuluyor”, Uzmanlar, bu tip ürünlerin, güneşe çıkmadan en az 20-30 dakika önce uygulanmasını öneriyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gmofreemaui.com/kirisikliklara-karsi-vitamin-tedavisi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kardeş Kıskançlığı ve Tedavisi</title>
		<link>http://www.gmofreemaui.com/kardes-kiskancligi-ve-tedavisi.html</link>
		<comments>http://www.gmofreemaui.com/kardes-kiskancligi-ve-tedavisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 15 Dec 2007 14:17:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kardeş Kıskançlığı Tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gmofreemaui.com/?p=18</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklar bir kardeşlerinin olmasını isterler, ancak kardeş doğumu ile de yoğun bir kıskançlık yaşamaya ve anne babaları zorlamaya başlarlar. Önceleri sürekli kardeş isteyen bir çocuğun bu isteği gerçekleştikten sonra neden kardeşini kıskandığı, hatta ona düşman gibi davrandığını anlamak zor olmalı. Oysa bu çocukların süreklilik göstermeyen, değişken olan isteklerini yansıtan, dolayısıyla onların doğasıyla ilgili ipucu veren [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklar bir kardeşlerinin olmasını isterler, ancak kardeş doğumu ile de yoğun bir kıskançlık yaşamaya ve anne babaları zorlamaya başlarlar. Önceleri sürekli kardeş isteyen bir çocuğun bu isteği gerçekleştikten sonra neden kardeşini kıskandığı, hatta ona düşman gibi davrandığını anlamak zor olmalı. Oysa bu çocukların süreklilik göstermeyen, değişken olan isteklerini yansıtan, dolayısıyla onların doğasıyla ilgili ipucu veren bir özellikleridir. Bu nedenle çocuk için diğer önemli kararlarda olduğu gibi kardeş isteğinin gerekliliğine de anne ve babanın karar vermesi gerekmektedir. Annenin beden ve ruh sağlığı, ailenin ekonomik gücü, doğacak çocuğun bakımına ilişkin sorumlulukların paylaşılması bu kararı belirleyecektir.<br />
<span id="more-632"></span></p>
<p>Kardeş kıskançlığına gelince; kıskançlık insanoğlunun en doğal, en evrensel duygularından birisidir. Kıskançlık sevilen kişinin başkasıyla paylaşılmasına katlanamamak olduğuna göre, sevginin bulunduğu her yere girer. Sevgililer arasında belirli bir ölçüyü aşmadığı sürece, sevgi gülünün dikeni sayılır. Ancak bu doğal duygu insanı kemiren bir tutku olmaya başlayınca, sevgiyi gözeten bir duygu olmaktan çıkar, sevgiyi yok eder. Çocuk için en değerli varlık anne olduğuna göre onu başkalarıyla paylaşmak kolay, dayanılır bir duygu değildir. Sevgilisini başkasının kolunda gören bir erkekle, annesini, kucağında “yabancı” bir çocukla gören kardeşin duyguları pek ayrılık göstermez. Anne sevgisini yitirme korkusu, daha yeni bir kardeş geleceğini öğrendiği anda içini sızlatmaya başlar.</p>
<p>Kardeş doğumu bu ve diğer nedenlerle çocuk için zorlayıcı bir yaşam olayıdır. Gebeliğin ve yenidoğan çocuğun annede oluşturduğu bedensel güçlükler ve yorgunluklar, çalışan annenin zamanının önemli bir bölümünü çocuk bakımına ayırması gibi nedenler eve gelen bu yabancı yüzündendir. Gelen çocuğun cinsiyetinin farklı olması, beceriksizliği, yoğun bir ilgi ve bakıma gereksinimi olması onun daha çok sevildiği şeklinde yorumlanmakta ve kıskançlık artmaktadır. Annenin yenidoğan bebekle birlikte oluşacak güçlüklerini hafifletebilmek için çocuğun kreşe verilmesi ya da odasının ayrılması gibi değişiklikler de bu duyguyu artıracak, yeni uyum sorunlarına neden olacaktır.</p>
<p>Çocukla kardeşi arasındaki yaş farkı ne kadar azsa kıskançlık o denli büyük olmaktadır.Henüz anneye gereksinimin sürdüğü 3 yaşından küçük çocuklarda anne ilgisinin azalması sonucu yeni kardeşe tepkisi büyük olacaktır. İkinci ya da üçüncü kardeşi kabullenme daha kolay olmaktadır.</p>
<p>Kardeş kıskançlığı doğal bir duygudur, sevgi ve kıskançlık-nefret ara ara yoğunlaşarak zaman içinde yoğunluğunu kaybeder. Kardeşini sevmek zorunda değildir. Olumsuz duygular anlayışla karşılanmalı ve bu duyguları belirtmesi yüreklendirilmelidir (beni de uğraştırıyor, ara sıra ben de kızıyorum, beceriksizliği yüzünden ona çok zaman harcıyorum, seni sevmediğimi düşünme, eskisi kadar seviyorum, ben de kardeşim doğduğunda kıskanmış, böyle düşünmüştüm). Anne-baba bebeği, çocuğun önünde gösterişli bir biçimde okşayıp sevmekten kaçınmalıdır.</p>
<p>Çocuklar eve gelen yabancıya farklı tutumlar sergileyebilir;</p>
<p>-sevgi gösterilerinde bulunabilir (annenin kendisinden tümüyle uzaklaşmaması için onun yanında yer alır)<br />
-abartılı sevgi gösterileri (alttaki duyguları ele veren davranışlarla birliktedir; kardeşinin yanağını okşarken biraz fazla sıkar, ağlatacak ölçüde kucaklar, kaza ile yere düşürür)<br />
-etkilenmemiş gibi davranma (bebekle ilgili görünmeyen huysuzluklar, hırçınlıklar, tutturmalar, isteği yapılmadığında ağlama, tepinme)</p>
<p>Hazırlayan: Doç. Dr. Selahattin Şenol<br />
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Bölümü</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gmofreemaui.com/kardes-kiskancligi-ve-tedavisi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Sezeryan Neden Benimseniyor..</title>
		<link>http://www.gmofreemaui.com/sezeryan-neden-benimseniyor.html</link>
		<comments>http://www.gmofreemaui.com/sezeryan-neden-benimseniyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 15 Dec 2007 14:16:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gmofreemaui.com/?p=17</guid>
		<description><![CDATA[Çağdaş aileler günümüzde küçük kalmak istiyor. En fazla iki çocuk düşünüyor. Bu nedenle daha garanti gördükleri sezaryanı tercih ediyor. ikinci operasyon esnasında da tüplerini bağlatarak bir daha gebe kalma korkusundan kurtulmuş oluyorlar.Sosyoekonomik koşulları iyi olan aileler sezaryanı daha fazla tercih ediyorlar. Çünkü bu ailelerin özel hastanelerde, özel hekimlerle doğum yapma şansları fazla. Tercihlerini daha iyi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çağdaş aileler günümüzde küçük kalmak istiyor. En fazla iki çocuk düşünüyor. Bu nedenle daha garanti gördükleri sezaryanı tercih ediyor. ikinci operasyon esnasında da tüplerini bağlatarak bir daha gebe kalma korkusundan kurtulmuş oluyorlar.Sosyoekonomik koşulları iyi olan aileler sezaryanı daha fazla tercih ediyorlar. Çünkü bu ailelerin özel hastanelerde, özel hekimlerle doğum yapma şansları fazla. Tercihlerini daha iyi belirliyorlar. Ekonomik koşulları kötü olan aileler ise devlet ya da sigorta hastanelerinde doğum yapıyorlar. Bu hastanelerde çok gerekmedikçe sezaryana fazla başvurulmuyor. Bu eğilim sadece Ülkemizde değil, dünyada da böyle.</p>
<p>Bu nedenle özel hastanelerde sezaryan oranı kat kat fazladır. 30 yaşın üstündeki Annelerde ve yüksek öğrenim görmüş Annelerde sezaryan tercihi çok daha fazladır<br />
Sezaryanın üstünlükleri…</p>
<p>Birçok durumda sezaryan ile doğum tercih edilir. Bugün gelişmiş ülkelerde her 4 doğumdan biri sezaryan ile olmaktadır. Bunun nedenleri şunlardır.<br />
Sezaryan tehlikesiz bir doğum şekli haline gelmiştir.<br />
Normal doğum sırasında Can uzun süreler oksijensiz kalır. Sancılar sırasında olan bu durum uzun sürerse Can’da bazı hasarlar olabilir. Sezaryanda böyle bir tehlike yoktur.<br />
Normal doğum sırasında ıkınmalara ve zorlanmalara bağlı olarak rahim ve idrar kesesi <span id="more-67"></span> sarkmaları olur. Uterus ağzı yırtıklara bağlı akıntı şikayetleri olabilir. Rahim ağzının genişlemesine bağlı olarak cinsel ilişkide eski zevk kalmayabilir. Sezaryan ile bu sakıncalar ortadan kalkmıştır.<br />
Çoğu zaman normal doğum sonrası çekilen sıkıntılar sezaryan’a göre daha fazla olur. Epizyotomi dikişleri şişer, mikrop kapabilir. Anne otururken ve dışkılarken siddetli sancı yapabilir. Dikişler iltihap kaparsa epizyotomi kesisi açılabilir ve aylarca süren sıkıntılar doğurur.</p>
<p>Sezaryan esnasında uterus veya yumurtalıklarda mevcut myom, kist gibi oluşumları çıkarma şansı doğar, Anne ikinci bir ameliyat olasılığından kurtulur.<br />
Sezaryan ile daha zeki bebekler…<br />
Ancak sezaryan ile doğumun en büyük amacı doğacak çocukların zeka ve akıl yönünden geri kalmamasını sağlamaktır.<br />
Can anne karnında uterus içinde bulunmaktadır. Can Anne’ye göbek kordonu ve plasenta aracılığıyla bağlıdır.<br />
Doğum eylemi başladıktan sonra sancılar sırasında göbek kordonu sıkışabilir ve bebeğe giden kan ve oksijen miktarı azalabilir. Bu durumda Can’ın beynindeki hücreler ölmeye başlar. Bu olay zamanında farkedilmeyip gerekli önlem alınmazsa bebek tüm ömrü boyunca sakat ya da geri zekalı olabilir. Bu geri zekalılık çoğu zaman farkedilmeyecek kadar hafif olur. Ancak çocuk büyüyüp okula gitmeye başladıktan sonra zeka eksikliği belirmeye başlar. Derslerde, okullara giriş sınavlarında başarı gösteremez.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gmofreemaui.com/sezeryan-neden-benimseniyor.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kalp Krizi Tanımı Ve Nedenleri..</title>
		<link>http://www.gmofreemaui.com/kalp-krizi-tanimi-ve-nedenleri.html</link>
		<comments>http://www.gmofreemaui.com/kalp-krizi-tanimi-ve-nedenleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 15 Dec 2007 14:15:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gmofreemaui.com/?p=16</guid>
		<description><![CDATA[
Tanım
Kalp krizi (miyokard enfarktüsü) kalp kasının bir bölümünün o bölgeye yetersiz kan akışından dolayı ölmesi (kalıcı hasara uğraması) sonucu meydana gelir.
Nedenler ve Risk Faktörleri
Kalp krizlerinin çoğu koroner arterlerde (kalp kasına kan ve oksijen taşıyan atardamarlar) oluşan pıhtılar (trombüs) sebebiyle meydana gelir. Pıhtılar genelde ateroskleroz1 sonucu meydana gelen değişiklikler yüzünden daralmış koroner arterlerde oluşur. Arter duvarının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!----></p>
<p><strong><font face="Arial" size="2">Tanım</font></strong></p>
<p><font face="Arial" size="2">Kalp krizi (miyokard enfarktüsü) kalp kasının bir bölümünün o bölgeye yetersiz kan akışından dolayı ölmesi (kalıcı hasara uğraması) sonucu meydana gelir.</font></p>
<p><strong><font face="Arial" size="2">Nedenler ve Risk Faktörleri</font></strong></p>
<p><font face="Arial" size="2">Kalp krizlerinin çoğu koroner arterlerde (kalp kasına kan ve oksijen taşıyan atardamarlar) oluşan pıhtılar (trombüs) sebebiyle meydana gelir. Pıhtılar genelde ateroskleroz<sup><font color="#ff0000">1</font></sup> sonucu meydana gelen değişiklikler yüzünden daralmış koroner arterlerde oluşur. Arter duvarının içindeki aterosklerotik plak bazen çatlar ve bu da pıhtı oluşumunu tetikler. </font></p>
<p><img src="http://www.ahmetalpman.com/images/ami.jpg" border="0" height="142" width="400" /></p>
<p><em><font color="#808080" face="Arial" size="2">Burada bir <span id="more-529"></span>damar kesitini görüyoruz. Damardaki aterosklerozun zaman içinde ilerlemesini (A ve B), önemli darlık oluşturmasını (C), ve sonunda tıkanarak (D) miyokard infarktüsüne yol açmasını görüyoruz.</font></em></p>
<p><font face="Arial" size="2">Koroner arterlerdeki pıhtılar kalp kasına kan ve oksijen akışını engeller, bu da o bölgedeki kalp hücrelerinin ölümüne sebep olur. Hasar gören kalp kası kasılma yeteneğini kaybeder ve kalbin geri kalan kısmı hasar gören bu bölümün işini de yapmak zorunda kalır.</font></p>
<p><img src="http://www.ahmetalpman.com/images/antmi.jpg" border="0" height="196" width="278" /></p>
<p><font face="Arial" size="2">Kalp krizinin ne kadar yaygın olduğunu kesin olarak tahmin etmek oldukça güçtür, yalnız ABD’de her sene 200.000-300.000 insan tıbbi yardıma başvuramadan önce infarktüs nedeniyle ölüyor. Her sene yaklaşık bir milyon hastanın ise kalp krizi şikayetiyle hastanelere başvurduğu düşünülmektedir.</font></p>
<p><font face="Arial" size="2">Koroner arter hastalıklarının ve kalp krizinin risk faktörleri genel olarak kalp damar hastalıkları risk faktörlerinin aynısıdır.<sup><font color="#ff0000">2</font></sup></font></p>
<p><font face="Arial" size="2">Belirtilen risk faktörlerinin çoğu fazla kiloyla ilgilidir. Dar olan bir damarın üzerinde pıhtı oluşumunu her hangi bir neden başlatabilir. Bazen ani ve bunaltıcı stres buna neden olabilir.</font></p>
<p><font face="Arial" size="2">Son birkaç senede, koroner arter hastalığı için, artmış homosistein, C-reaktif protein ve fibrinojen seviyeleri gibi yeni risk faktörleri saptanmıştır. Yüksek homosistein, beslenmeye folik asit ilavesiyle tedavi edilebilir. Ancak bu yeni risk faktörlerinin pratik değeri üzerine çalışmalar hala devam etmektedir ve halen homosistein seviyesinin düşürülmesinin olumlu etkileri olduğuna ait kesin kanıtlar yoktur.</font></p>
<p><font face="Arial" size="2">Her 5 ölümün biri kalp krizinden dolayı gerçekleşmektedir. Kalp krizi yetişkinlerdeki ani ölümler başlıca nedenlerinden biridir.</font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gmofreemaui.com/kalp-krizi-tanimi-ve-nedenleri.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hangi Hastalığa Hangi Yiyecek?</title>
		<link>http://www.gmofreemaui.com/hangi-hastaliga-hangi-yiyecek.html</link>
		<comments>http://www.gmofreemaui.com/hangi-hastaliga-hangi-yiyecek.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 15 Dec 2007 14:13:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Hangi Hastalığa Hangi Yiyecek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gmofreemaui.com/?p=15</guid>
		<description><![CDATA[Doğanın bir eczane olduğunu savunan uzmanlar, hastalıklarla doğal savaş programı hazırladı. Program hangi hastalığa karşı neler yenmesi gerektiği konusunda rehberlik ediyor.
Cilde Urfa’nın acı pul biberi, mideye hardal, depresyona avokado, tansiyona muz iyi geliyor. Hamsi, omega-3 yağı zenginliğiyle kolesterolseviyesini düşürüyor, kanın pıhtılaşmasını önleyerek damar tıkanıklığı, kalp krizi, felç geçirme riskini düşürüyor.
Tahıl, sebze ve meyvelerde bulunan çeşitli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Doğanın bir eczane olduğunu savunan uzmanlar, hastalıklarla doğal savaş programı hazırladı. Program hangi hastalığa karşı neler yenmesi gerektiği konusunda rehberlik ediyor.</p>
<p>Cilde Urfa’nın acı pul biberi, mideye hardal, depresyona avokado, tansiyona muz iyi geliyor. Hamsi, omega-3 yağı zenginliğiyle kolesterolseviyesini düşürüyor, kanın pıhtılaşmasını önleyerek damar tıkanıklığı, kalp krizi, felç geçirme riskini düşürüyor.</p>
<p>Tahıl, sebze ve meyvelerde bulunan çeşitli maddeler ve vitaminlerin, depresyondan tansiyona birçok hastalığa iyi geldiği belirtilirken,<span id="more-554"></span> bunların kaynağı doğa, bir eczane olarak nitelendirildi. Urfa’nın acı pul biberinin cilde yararlı ve teni güzelleştiren maddeler içerdiğini, ilaçta aspirin neyse, yiyecekler içinde elmanın da o olduğunu belirten Londra Üniversitesi uzmanları, bu düşünceyle doğal savaş programı hazırladı. Program, hangi hastalığa karşı neler yenmesi gerektiği konusunda rehberlik ediyor.</p>
<p>Türk Enfeksiyon web sitesi www.enfeksiyon.org’da yayınlanan habere göre, satsuma yani küçük portakal, içerdiği folik asit ve C vitamini sayesinde gribe iyi gelirken, kan pıhtılaşmasına karşı en etkin doğal yiyecek özelliği nedeniyle ileri yaşlarda felç ya da kalp krizi riskini de azaltıyor. Yemeklere giren E-coli bakterisinin vücutta yayılmasını engelleyen tarçın, mideyi düzene sokuyor, kusmayı engelliyor. Bir çay kaşığından fazla alınmaması gereken Hardal ise singrin maddesi sayesinde, sindirim sistemini düzenliyor ve mide ağrılarını gideriyor. Nanenin içerdiği mentolse, grip mikrobuna karşı savaştığı gibi, ileri yaşlarda ülsere yakalanma riskini azaltıyor. Nane çayı, baş ağrısı, grip, stres gibi hastalıkların yanı sıra mide yanmasına da bire bir geliyor.</p>
<p>DEPRESYONA AVOKADO<br />
Uzmanlar, sindirimi çok rahat olan avokadoyu, özellikle bebeklerin ilk maması olarak tavsiye ediyorlar. Bu meyvenin içerdiği E vitamini, kalbe iyi gelirken, yüksek potasyumu depresyona sebep olan uyuşukluluğu engelliyor. Ama yağ oranı bir çikolata kadar yüksek olduğu için zayıflamak isteyenlere önerilmiyor. Uzmanlara göre, çikolatanın da doğal bir antidepresan görevi bulunuyor. Kolesterol oranı birçok balığın iki katı olan istiridye ise içindeki demir sayesinde, sperm sayısını ve seks gücünü artırıyor. Elmanın ve kepekli ekmeğin de dozu aşılmadığı sürece idrar söktürücü özelliğe sahip bulunduğunu beliren uzmanlara göre, aynı alanda olumlu etkileri bulunuyor. Sistit hastalığına karşı da kuşkonmaz tavsiye ediliyor.</p>
<p>ALERJİ<br />
Kayısının içindeki betakarotene adlı madde, hücrelere saldıran molekülleri kontrol altına alarak, kanseri önlüyor. Kuru kayısıya rengi bozulmasın diye eklenen sülfürdioksit de, astım gibi alerjilere iyi geliyor. Basur tedavisinde fazlası kullanılmadıkça Hindistan cevizinin iyi bir tedavi yöntemi olduğu uzmanlarca belirtiliyor. Cynarine adlı madde sayesinde en sert yiyeceklerin dahi sindirimine yardımcı olan enginar, karaciğer hastalarının yanı sıra romatizma, arterit ve gut hastalığına yakalananlarla, hamilelere tavsiye ediliyor.</p>
<p>TANSİYON<br />
Yüksek miktarda karbonhidrat içeren ve zengin bir potasyum kaynağı olan muz, kalbin düzenli olarak çalışmasını ve tansiyonun düzenli olmasını sağlıyor. Rezene ve tahıl da aynı amaca hizmet veriyor. İçindeki kalsiyum ve potasyum gibi mineraller ile B vitamininin vücuda direnç kazandırdığı arpayla ilgili ABD’de yapılan bir araştırma, 6 ay boyunca her gün bu çeşit üründen tüketilmesinin, kolesterol oranını yüzde 15 düşürdüğünü kanıtladı. Kilo kaybına karşı ise çikolatalı puding öneriliyor. İngiliz Sağlık Bakanlığı, kilo kaybı sorunu olanların günde 3 kez 1 hafta boyunca puding yemesini tavsiye ediyor. Günde 2 top vanilyalı dondurma tüketimi ise vücudun günlük protein ihtiyacının yüzde 20’sini karşılıyor.</p>
<p>MENOPOZ<br />
Sebze hormonu “fitoöstrojen” içeren nohut ile içinde elajik asit bulunan üzümün, menopozun olumsuz etkilerine karşı koruyucu özellikleri bulunuyor. Sadece iki-üç adet kuru erik yemenin bile vücudun ihtiyacı olan antioksidanları karşıladığı, idrar yolları kaslarını rahatlattığı, bunun da kolon kanserine karşı koruduğu bildiriliyor. Ayrıca, yüksek orandaki bor minerali ile menopozdaki kadınlarda östrojen seviyesini dengede tutuyor. Banyoda sürüldüğü zaman romatizma ağrılarını büyük oranda azaltan kekik yağının yanı sıra zencefilin de aynı alanda olumlu etkileri bulunuyor.</p>
<p>DİYABET<br />
Lif açısından zengin bir besin olan kuru fasulye, diyabet riskini büyük oranda azaltıyor. Mercimek de çözünebilir lif içermesi sayesinde diyabet ve kalp hastaları için kaçınılmaz bir besin olarak değerlendiriliyor.</p>
<p>Karadeniz’in ünlü hamsisi, Omega-3 yağı zenginliğiyle kolesterol seviyesini düşürüyor, kanın pıhtılaşmasını önleyerek damar tıkanıklığı, kalp krizi, dolayısıyla felç geçirme riskini düşürüyor. Uzmanlar, hamsinin haftada en az 1 kez yenmesini, kalp hastaları içinse bu miktarın haftada 3-4 porsiyona çıkarılmasını öneriyorlar. Omega-3 yağı içeren midye ise selenyum minerali sayesinde tiroit bezlerinin normal işleyişi için gerekiyor.</p>
<p>PROSTAT HASTALIĞINA KARŞI BEZELYE<br />
Araştırmalara göre, haftada 10 porsiyon domatesli bezelye yemeği yiyen bir erkeğin, yemeyene oranla prostat kanserine yakalanma riski yüzde 35 daha az. B vitamini ve protein deposu olan bezelye, kalp için de önemli etkiye sahip. Salatalığın da kalbi güçlendirdiği, ancak kabuğunun soyulmaması gerektiği belirtiliyor. Günde iki bardak çay, 4 elma, 5 soğan, 7 portakal yerine geçiyor. Bu şekilde kalp dostu antioksidan madde alındığını belirten uzmanlar, özellikle çocukların haftada en az 6 bardak sütlü çay içmesini öneriyor.</p>
<p>Yapılan 40 araştırma, havuç tüketimi arttıkça kanser riskinin azaldığını ortaya koydu. Eski çağlarda kanserli hücrelerin tedavisinde kullanılan incir ise, modern tıp tarafından da kansere karşı koruyucu olarak öneriliyor. Her gün yenilen bir avuç fındık ise kansere ve kırışıklıklara karşı koruyucu özelliğe sahip. Zeaksantin adlı bitkisel bileşim içeren mısır tüketimi, yaşa bağlı gelişen görme bozukluklarını azaltıyor. Sağlıklı gözler için betakaroten içerikli ıspanak da gerekiyor. Ama pişirildikten sonra hemen tüketilmezse içindeki yararlı maddeler, toksik maddelere dönüşebiliyor.</p>
<p>Bu arada meyan kökünün, SARS’a (Akut Solunum Yetmezliği Sendromu) karşı beklenmedik olumlu etkisinin bulunabileceği bildirildi. Laboratuvar ortamındaki yeni bir araştırma, bitkinin köklerinin bir özünün, kasım ayından beri 800’den fazla insanın ölümüne yol açan SARS virüsünün hücre içinde üremesini engellediğini gösterdi.</p>
<p>Kaynak: AA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gmofreemaui.com/hangi-hastaliga-hangi-yiyecek.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Anal Fissür</title>
		<link>http://www.gmofreemaui.com/anal-fissur.html</link>
		<comments>http://www.gmofreemaui.com/anal-fissur.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 15 Dec 2007 14:13:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Anal Fissür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gmofreemaui.com/?p=14</guid>
		<description><![CDATA[Uz. Dr. Hasan Uzakgiden Makattaki kaslarin bütünlüğünün çatlama veya yırtılma yolu ile bozulması olarak tanımlanır. Bütün yaş ve cinsiyetlerde görülebilmekle birlikte 60 yaş üzeri erişkinlerde ve küçük çocuklarda tanı konabilmektedir. Sert ve iri dışkının geçişi ile birlikte keskin ağrı yakınması belirgindir. Ağrı bir saat kadar sürebilmekte ve diğer dışkı geçişi ile yinelenmektedir. Sert bir zemine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uz. Dr. Hasan Uzakgiden Makattaki kaslarin bütünlüğünün çatlama veya yırtılma yolu ile bozulması olarak tanımlanır. Bütün yaş ve cinsiyetlerde görülebilmekle birlikte 60 yaş üzeri erişkinlerde ve küçük çocuklarda tanı konabilmektedir. Sert ve iri dışkının geçişi ile birlikte keskin ağrı yakınması belirgindir. Ağrı bir saat kadar sürebilmekte ve diğer dışkı geçişi ile yinelenmektedir. Sert bir zemine otururken de ağrı hissedilir. Tuvalet kağıdı, iç çamaşı veya alt bezinde çigi halinde kan bulaşması görülebilir. Makat etrafında kaşınma belirgindir. Çocuklar dışkılamayı reddedebilirler. Anal fissürün nedeni bilinmemektedir, ancak yakınmalar makattan sert ve iri dışkının geçmesi ile belirginleşir. Hastalığın görülme olasılığı kabızlık, lösemi, Crohn hastalığı, bağışıklık sistemi yetmezliği hastalıkları ve birden fazla gebelik ile birlikte artmaktadır. Anal fissürün oluşmasını önlemek için <span id="more-669"></span>kabız kalmaktan kaçınılmalıdır. Bu nedenle de günde en az 8 bardak su içilmeli ve lif oranı yüksek bir diyet alınmalıdır. Gerekli olduğu takdirde barsakları yumuşatıcı ilaç alınabilir. Ikınmadan ve anal ilişkiden kaçınılmalıdır. Tanı koymada ne önemli araç belirtilen yakınmalardır. Buna ek olarak doktor tarafından alınan tıbbi özgeçmiş ve yapılan fizik muayene değerli bilgiler verecektir. Anal ve rektal kanamanın diğer nedenleri ayırt edebilmek için anus ve rektumun anaskop ve sigmoidoskop ile görüntülenmesi gerçekleştirilebilir. Uygun tedavi yöntemi evde gerçekleştirilebilir. Fissürün onarımı veya kasların bütünlüğünün sağlanması cerrahi olarak sağlanığ makat kaslarının iyileşmesi sağlanabilir. Anal fissürün olası komplikasyonları arasında makat kaslarının zedelenip iyileşmesi sonucu dışkı tutulamaması bulunmaktadır. Erişkinler için 4-6 haftada tedavi ile iyileşme sağlanabilir ve cerrahi girişime gerek kalmayabilir. Dışkının yumuşatılması ile birlikte çocukların yakınmaları geriler. Fissür iyileşene kadar kabızlığı önlemek için çeşitli önlemler alınmalıdır. Dışkıyı yumuşatmak amacı ile doktorun önereceği ilaçlar verilebilir. Bol miktarda sıvı gıdalar verilmelidir. Makat etrafındaki ağrı ve kas spazmını rahatlatmak için sıcak oturma banyoları ve sıcak uygulamalarından fayda görebilirsiniz. Ağrıya karşı asetaminofen içeren ağrı kesici haplar veya sürülebilen anestetik ilaçlar kullanılabilir. İyileşme sürecinde herhangi bir şekilde aktivite kısıtlaması yoktur. Fiziksel hareket, kabızlığın oluşma şansını azaltmaktadır. Ayrıca, kabızlığı önlemek için yüksek miktarda lif içeren bir diyet alınmalı ve bol su içilmelidir. Bahsedilen tedavi seçeneklerine rağmen yakınmalarda bir değişiklik olmuyorsa, doktorunuza danışmalısınız.</p>
<p>Anal Fissür hakkında bilgi, Anal Fissür nedir? Anal Fissür tedavisi için lütfen bir uzmana başvurun.<br />
Anal Fissür hastalığı hapları ilaçları</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gmofreemaui.com/anal-fissur.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Elektronik Sigara</title>
		<link>http://www.gmofreemaui.com/elektronik-sigara.html</link>
		<comments>http://www.gmofreemaui.com/elektronik-sigara.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 15 Dec 2007 14:12:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Elektronik Sigara]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gmofreemaui.com/?p=13</guid>
		<description><![CDATA[Bunlar kanserojen maddelerdir ve en tehlikelileri arsenik, benzin, kadmiyum, hidrojen siyanid, toluene, amonyak ve propilen glikoldur. Örneğin; siyanid kesinlikle öldürücü bir zehirdir. Genel olarak bilinen maddelerden bir kaçı;



 Polonyum - 210 (kanserojen),
 Radon (radyosyon),
 Metanol (füzeyakıtı),
 Toluen (tiner),
 Kadmiyum (akü metali),
 Bütan (tüpgaz),
 DDT (böcek öldürücü),
 Hidrojen Siyanür (gaz odaları zehiri),
 Aseton (oje sökücü),
 Naftalin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bunlar kanserojen maddelerdir ve en tehlikelileri arsenik, benzin, kadmiyum, hidrojen siyanid, toluene, amonyak ve propilen glikoldur. Örneğin; siyanid kesinlikle öldürücü bir zehirdir. Genel olarak bilinen maddelerden bir kaçı;</p>
<table border="0" height="540" width="584">
<tr>
<th scope="col" width="289">
<p align="left"><span class="style24"><img src="http://www.akillisigara.com/nokta.gif" height="8" width="31" /><font size="1"> Polonyum - 210 (kanserojen),<br />
<img src="http://www.akillisigara.com/nokta.gif" height="8" width="31" /> Radon (radyosyon),<br />
<img src="http://www.akillisigara.com/nokta.gif" height="8" width="31" /> Metanol (füzeyakıtı),<br />
<img src="http://www.akillisigara.com/nokta.gif" height="8" width="31" /> Toluen (tiner),<br />
<img src="http://www.akillisigara.com/nokta.gif" height="8" width="31" /> Kadmiyum (akü metali),<br />
<img src="http://www.akillisigara.com/nokta.gif" height="8" width="31" /> Bütan (tüpgaz),<br />
<img src="http://www.akillisigara.com/nokta.gif" height="8" width="31" /> DDT (böcek öldürücü),<br />
<img src="http://www.akillisigara.com/nokta.gif" height="8" width="31" /> Hidrojen Siyanür (gaz odaları zehiri),<br />
<img src="http://www.akillisigara.com/nokta.gif" height="8" width="31" /> Aseton (oje sökücü),<br />
<img src="http://www.akillisigara.com/nokta.gif" height="8" width="31" /> Naftalin (güve kovucu),<br />
<img src="http://www.akillisigara.com/nokta.gif" height="8" width="31" /> Hidrojen Siyanür (gaz odaları zehiri),<br />
<img src="http://www.akillisigara.com/nokta.gif" height="8" width="31" /> Arsenik (fare zehiri),<br />
<img src="http://www.akillisigara.com/nokta.gif" height="8" width="31" /> Amonyak (tuvalet temizleyicisi) ,<br />
<img src="http://www.akillisigara.com/nokta.gif" height="8" width="31" /> Karbon (eksoz Monoksit gazı),<br />
<img src="http://www.akillisigara.com/nokta.gif" height="8" width="31" /> Nikotin ve 3.885 toksik madde. </font></span></p>
<p><span id="more-436"></span></p>
<table border="0" height="142" width="221">
<tr>
<th scope="col"><a href="http://www.akillisigara.com/"><font size="1"><img src="http://www.akillisigara.com/sigara.gif" border="0" height="150" width="200" /></font></a></th>
</tr>
</table>
</th>
<th scope="col" width="285"><a href="http://www.akillisigara.com/"><font size="1"><img src="http://www.akillisigara.com/main.jpg" border="0" height="439" width="302" /></font></a></th>
</tr>
</table>
<p><strong>Heryerde Özgürce Sigara İçebilmek İstiyorum! </strong></p>
<p>Sigara içmenin yasak olduğu yerlerde ; uçakta, otobüste, sinemada, restoranlarda ve çeşitli kapalı mekanlarda kendinizi ve başkalarını zehirlemeden özgürce sigara içmek.. Sizcede Hoş Olmazmıydı ?</p>
<p><strong>Artık Sigarayı Bırakmak İstiyorum! </strong></p>
<p>Çevrenizdekileri ve kendizi zehirlemeden üstelik doya doya sigara içerek sigarayı bırakmaya ne dersiniz?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gmofreemaui.com/elektronik-sigara.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>kalp Krizini Önlemek</title>
		<link>http://www.gmofreemaui.com/kalp-krizini-onlemek.html</link>
		<comments>http://www.gmofreemaui.com/kalp-krizini-onlemek.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 15 Dec 2007 14:11:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kalp Krizini Önlemek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gmofreemaui.com/?p=12</guid>
		<description><![CDATA[Kan basıncınızı kontrol edin1,
Toplam kolesterol seviyelerinizi kontrol edin2. Kolesterol kontrolüne yardımcı olmak için doktorunuz statin grubundan ilaçlar3 yazabilir,
Eğer içiyorsanız sigara içmeyi bırakın,4
Meyve ve sebze bakımından zengin, az hayvansal yağ içeren diyetler uygulayın,5
Şeker hastalığınız varsa mutlaka kontrol altında tutun,
Fazla kiloluysanız kilo verin,
Kalp sağlığınızı korumak için her gün ya da haftada birkaç kere yürüyerek ya da diğer [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<li><font face="Arial" size="2">Kan basıncınızı kontrol edin</font><font color="#ff0000"><sup>1</sup></font>,</li>
<li><font face="Arial" size="2">Toplam kolesterol seviyelerinizi kontrol edin</font><font color="#ff0000"><sup>2</sup></font>. Kolesterol kontrolüne yardımcı olmak için doktorunuz statin grubundan ilaçlar<font color="#ff0000"><sup>3</sup></font> yazabilir,</li>
<li><font face="Arial" size="2">Eğer içiyorsanız sigara içmeyi bırakın,</font><font color="#ff0000"><sup>4</sup></font></li>
<li><font face="Arial" size="2">Meyve ve sebze bakımından zengin, az hayvansal yağ içeren diyetler uygulayın,</font><font color="#ff0000"><sup>5</sup></font></li>
<li><font face="Arial" size="2">Şeker hastalığınız varsa mutlaka kontrol altında tutun,</font></li>
<li><font face="Arial" size="2">Fazla kiloluysanız kilo verin,</font></li>
<li><font face="Arial" size="2">Kalp sağlığınızı korumak için her gün ya da haftada birkaç kere yürüyerek ya da diğer egzersizlerle vücudunuzu çalıştırın</font><font color="#ff0000"><sup>6</sup></font> (Fakat önce kalp hastalıkları uzmanınıza danışın.),</li>
<li><font face="Arial" size="2">Stresten uzak durun</font><font color="#ff0000"><sup>7</sup></font> gerekirse bunun için profesyonel yardım alın (yoga, meditasyon, psikiyatrist vb),</li>
<li><font face="Arial" size="2">Eğer kalp krizi için bir ya da daha <span id="more-531"></span> fazla risk faktörü taşıyorsanız kalp krizini engellemeye yardımcı olması için aspirin</font><font color="#ff0000"><sup>8</sup></font> alıp almamanız konusunda doktorunuza danışın.</li>
<p><font face="Arial" size="2">En önemlisi bu yukarıda yazdıklarımı klasik doktor lafları olarak algılamayın! Unutmayın; etrafınız, bir çok hızlı yaşayıp! genç yaşta kaybedilen insan yakınları ile dolu!</font></p>
<p><font face="Arial" size="2">Bir kalp krizinden sonra dikkatli bakım, ikinci bir kalp krizi riskini azaltmak açısından önem taşımaktadır. Genelde yavaş yavaş normal bir yaşam stiline dönmenize yardımcı olmak için kardiyak rehabilitasyon programları önerilmektedir. Doktorunuzun önerdiği egzersiz, beslenme ve ilaç tedavisini düzenli uygulayın.</font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gmofreemaui.com/kalp-krizini-onlemek.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
